Benim gözümden İsveç

İsveç’in benim için yeri çok ayrı. 6 sene önce bir Erasmus macerasıyla girmişti hayatıma. Son dakikada gitmekten vazgeçmediğime her gün şükrettiğim, çok güzel bir deneyim olmuştu benim için…

Daha önceden adını bile duymadığım Uppsala şehrinde, Filiz’le ve orada edindiğimiz bir sürü arkadaşla geçirdiğimiz günler unutulmazdı. Bir de işin Stockholm ayağı vardı ki orası ayrı bir alem.

Meryem ve Emine’yle maceralarımız da unutulamaz.

6 sene önce Uppsala’da Domkrykan’ın önünde

Gotland Adası’nda (Bu adaya giderken yaşadığımız macerayı da bir gün anlatsam fena olmaz)

Bulutlar hep daha yakındı İsveç’te bana.(Coğrafi konumunun bunda etkisi büyük tabii ki) Çimlere uzanıp, gökyüzüne baktığımda; ellerimle tutacak gibi olurdum bulutları.

Beyaz geceler başladığında, yani hava kararmadığında ise, bir de şansıma hava güneşliyse, bulutlardan yana da şanslı olurdum. Ama ben aslında kış insanıyım ve İsveç’i en çok uzun kış aylarında ve kapkaranlık gecelerde sevdim. Geri döndükten sonra çok özledim.

En sonunda kaçacak bir fırsat buldum ve geçtiğimiz ay sonu kendimi yine Stockholm’de buldum.

Bu sefer 5 günlük tatilimin hepsini Stockholm’e ayırdım(sadece 1 gün Uppsala’ya gidip geldim) ve kaybolmak üzere kendimi Stockholm sokaklarına attım. Gerçekten bir gün kaybolmayı başardım. 🙂

Stockholm’de en sevdiğim yer Gamla Stan. Gamla Stan, Eski Şehir demek.

Drottninggatan köprüsünden geçip, eski sokaklarda yürümek harika. Parlamento Binası, İsveç Kraliyet Sarayı hepsi bu bölgede, ya da bu adacıkta mı demeliyim, yer alıyor. Bütün bir gününüzü Gamla Stan’in ara sokaklarındaki güzel cafelerde, mağazalarda geçirebilirsiniz.

Hatta Gamla Stan’in sokaklarında hayalet avına bile çıkabilirsiniz. Burada böyle bir efsane var. Zamanında savaşlarda Gamla Stan’in sokaklarından kanlar akmış ve burada hayaletlerin olduğuna inanılıyor.

Burada, öğle veya akşam yemeği için tercihiniz Den Gyldene Freden Restoranı olabilir.

Sergels Torg meydanı ve etrafı da favori yerlerimden. Alışveriş yapacaksanız burası biçilmiş kaftan. H&M’ler, Ahlens ve niceleri hepsi burada.

Burada bulunan Södra Teatern’in terası da mutlaka görülmeli. Kulturhuset de aynı meydanda yer alıyor. Ayrıca, bit pazarı sevenler için bu civarda bulunan yerlerden biri Hötorget adı verilen açık hava pazarı bulunmaz bir nimet… Burada mevye sebzeden kıyafete birçok şey bulabiliyorsunuz.

Hötorget’in bulunduğu meydanda aynı zamanda Stockholm Konserthus da bulunuyor. Burada bir konser izleyebilirsiniz. Biz Södra Teatern’de otururken (ki kafesi çok keyifli bir yerdir) yaşlı bir amca gelip, Üç Silahşörler müzikalini izleyip izlemeyeceğimizi, fazla biletleri olduğunu söyledi. İsveççe bir tiyatro olsa anlamazdım, ama müzikal için İsveççe bilmem gerekmediğine kadar verip, teşekkür ederek biletleri aldık. Daha bir saat önce de arkadaşım Yasemin bu müzikale gitmek istediğini söylemişti. Şans işte 🙂 İçeri girdiğimizde farkettik ki, amcanın bize verdiği biletler 4. sırada ve harika bir yerde. Şanslı olduğumuza daha da bir kanaat getirdik ve çok mutlu olduk. Müzikal de bir harikaydı.

Neyse uzun lafın kısası sanatsal ve kültürel etkinliklerde Stockholm tam bir başkent.

Stockholm’e geldim, en güzel manzarayı nereden seyredebilirim derseniz, Slussen’e gidip oradan Stockholm’ü seyretmelisiniz. Orada bulunan açık havadaki restoranda, tam restoran da diyemeyiz aslında Asmalı havasında bir yer, takılmalısınız. Gerçekten çok keyifli.

Benim gibi eski binalara meraklıysanız, Stockholm’ün her yeri eski binalarla dolu. Bol bol instagram fotoğrafı çekebilirsiniz. Özellikle Old Town bunun için biçilmiş kaftan.:)

Ayrıca Royal Dramatic Theater(Kungliga Dramatiska Teatern) çok güzel bir yapı, tiyatro izleyemeyeceğinize göre, dışarıdan fotoğrafını çekebilirsiniz. Opera House (Operan) da aynı şekilde. 🙂

Şehrin içindeki diğer huzur mekanlarına gelince, Kungliga Trädgården bunlardan biri. Yürüyerek keşfedebileceğiniz bir yerde bulunuyor. Burada benim size önerim Berns. Oteli de çok güzel, restoranı da Stockholm’ün en güzel restoranlarından. Ben kendi kendime keşfettim gezerken ama çok meşhurmuş. Siz meydandaki diğer kafeleri de tercih edebilirsiniz.

Şehir Terminali’nden çıkınca her yer birbirine yakın sayılır Stockholm’de. Tabii  çok güzel bir metro ağı olduğunu da unutmamak lazım. Yalnız, gittiğinizde kendinize kart alın. Böylece ulaşımınızı ucuza getirmiş olursunuz. Yoksa İsveç bildiğiniz gibi, dünyanın en pahalı şehirlerinin başında geliyor. Hatta, City Card’lardan alırsanız müzelerin bazılarını bedavaya getirebilirsiniz, bazıları da yarı yarıya düşer.

Gelelim müzelere. Stockholm tam bir müze cenneti. Eğer müze gezmeyi seven bir insansanız doğru yerdesiniz. Kibritlerinin meşhur olduğu İsveç’te tabii ki kibrit kutusunun bile müzesi var.

Aynı zamanda ABBA’nın memleketi İsveç bilirsiniz, ABBAseverler için ABBA müzesi de var 🙂

Sonra Vasamuseet, eski bir batık geminin üzerine kurulan bir müze. Sadece batık sergileniyor ama görmeye değer. Skeppsholmen adı verilen Modern Sanatlar Müzesi, Armemuseum, Nordiska Museet(hemen Vasa’nın yanında çok güzel bir yapı), Fotografiska Museet fotoğraf sevenler için retro havasında. Skattkameren yani Royal Treasury’de kraliyet ilginizi çekiyorsa gezilmeli. Riksdaghuset Gamla Stan’deki Parlamento Binası, saatini denk getirebilirseniz rehberli tura katılabilirsiniz. Ve benim çok beğendiğim Nobel Müzesi. Yalnız Nobel Müzesi’ni rehbersiz gezerseniz hiçbir işe yaramaz onu söyleyeyim. Saat 11’de ve 15’te rehberli turlar var. Rehber Finlandiyalı bir çocuk ve çok güzel anlatıyor.

Bir de Vasa Müzesi’ne gitmek için kısa bir yol tarif edeyim buradan. Sergels Torg Meydanı’nda Galerian diye bir alışveriş merkezi var. Galerian’ın önünden tramvaya binerseniz, sizi kolayca müzeye götürüyor.

Bu arada Galerian alışveriş merkezi ve içindeki cafeler de her zaman favorim olmuştur. Altı sene önce de öyleydi bu gittiğimde de öyle oldu. Dışarı doğru bakan cafede, şu an adını hatırlayamıyorum, deniz mahsüllü makarna yemenizi tavsiye ederim.

Yurtdışı gezilerinin vazgeçilmez ziyaret durakları kiliselere gelince; St. Clara Kyrka(Kilisesi) istasyona çok yakın sevimli bir kilise, kilisenin cafesi bile var. St. Jacobs Kyrka da dilek yazıp vaftiz çanağına koyabiliyorsunuz, Pazar ayininde sizin dileğiniz için de dua ediliyor. Klasik müzik dinletileri bu kilisenin başka bir güzelliği ve koskocaman tarihi bir piyanosu var. Ve Tyska Kryka da Gamla Stan’i gezerken uğrayabileceğiniz bir başka kilise.

Çok merkezi yerlerde olduğu için, dolaşırken bu kiliselere de uğrayabilirsiniz bence.

Ayrıca, ben Kanal Turu yapamadım ama vaktiniz varsa yapabilirsiniz. Kahvaltı turu başladıysa, onu yapın bence en güzeli. Kahvaltınızı ederek, Stockholm kanallarını gezebilirsiniz.

Hatta kanal turundan sonra Skansen’e gidebilirsiniz. Skansen bir açıkhava parkı, hayvanat bahçesi… O kadar huzurlu bir yer ki, sadece yürümek bile moralinizi yükseltecek emin olun. Lunapark sevenlere ise Gröna Lunds Tivoli’yi öneriyorum.

Keyifli ve huzurlu bir zaman geçirmeniz garantiyken gezi programlarınızda İsveç’e de bir yer açın bence 🙂

Diğer fotoğraflar için: Facebook albümüm :=)

Ve  Stockholm’de kaldığım süre boyunca bana evini açtığı ve yanımda olduğu için en büyük teşekkür de Yasemin’e. 🙂

Benim gözümden İsveç” için 4 yorum

  1. Okuyunca duygulandım. Demek altı sene olmuş gideli. Sen gezdiğin yerleri anlatırken seninle birlikte tekrar gezdim. Bu yazı iyi geldi bana 🙂

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.