16. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali başlıyor!

İş Bankası Maximum Kart’ın 5. kez ana partnerliğinde düzenlenecek 16. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali, 34 ülkeden 146 yönetmenin toplam 126 filminin gösterileceği festival bu yıl “İyileştiren Şeyler” temasıyla yola çıkıyor, 16-26 Şubat tarihlerinde İstanbul’da, 2-5 Mart tarihlerinde de Ankara ve İzmir’de sinemaseverlerle buluşuyor.

!f İstanbul bağımsız sinemanın en iyilerini, yılın çok konuşulan ve bol ödüllü filmlerini sinemaseverlerle buluştururken, !f music filmleri ve etkinlikleriyle müzik tutkunlarının odağı olacak, !f Yarın ile sanal gerçeklik dünyasının sınırsız dünyasına sürükleyecek, dijital yayın ağı !f ² ile de 32 farklı kente !f filmlerini götürecek.

!f İstanbul bu yıl İstanbul durağında, Cinemaximum City’s Nişantaşı, Cinemaximum Kanyon ve Cinemaximum Budak & CKM salonlarının yanına yeni bir sinema salonu daha ekliyor: Cinemaximum Akasya. Ankara’da Cinemaximum Armada, İzmir’de de Cinemaximum Konak Pier sinemalarındaki gösterimlerine ise devam ediyor. Festivalin etkinlik mekânları ise bomontiada, Babylon ve Alt Sanat Mekânı.

16. !f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali’nin açılış filmi, en son Altın Küre Ödülleri’nde drama dalında En İyi Film seçilen “Moonlight/Ay Işığı” olacak. Variety’nin 2016’nın en dikkat çeken yönetmenler listesinde işaret ettiği Barry Jenkins’in ustalık eseri sayılan film, En İyi Film ve En İyi Yönetmen dahil olmak üzere 8 daldaki adaylığıyla Oscar yarışının en güçlü adaylarından biri.

Galalar bölümü, Toronto’dan Venedik’e, Cannes’dan Sundance’e, dünyanın önemli festivallerinde büyük ilgi görmüş, yılın en çok beklenen filmlerini seyirciyle buluşturuyor.

“Brokeback Mountain/Brokeback Dağı”, “Pi’s Life/Pi’nin Yaşamı” filmlerinin Oscar’lı yönetmeni Ang Lee’nin Kristen Stewart, Chris Tucker, Garrett Hedlund ve Vin Diesel gibi isimleri buluşturduğu, sinema tarihinde ilk kez uygulanan yeni bir teknoloji kullanarak ultra-yüksek kare hızıyla çektiği son filmi “Billy Lynn’s Long Halftime Walk/Billy Lynn’in En Uzun Yürüyüşü”;
!f seyircisinin “Wendy and Lucy”, “Night Moves” ile de yakından tanıdığı, bağımsız sinemanın kraliçesi Kelly Reichardt’ın, Michelle Williams, Kristen Stewart, Laura Dern ve özellikle Lily Gladstone’un muhteşem oyunculuklarıyla da çok konuşulan son filmi “Certain Women/Mutlak Kadınlar”; Unutulmaz “Before Üçlemesi” ve en son, Oscar’a da uzandığı “Boyhood” ile bağımsız sinemanın en önde gelen yönetmenlerinden biri olan Richard Linklater’ın 80’lerde kolejli beyzbol oyuncusu bir grup gencin çılgın ve eğlenceli hayatını anlattığı son filmi “Everybody Wants Some!!/Herkes Biraz İster!!”; Dogma 95 akımıyla başlayan kariyerini “An Education/Aşk Dersi”, “One Day/Bir Gün” gibi popüler filmlerle sürdüren Danimarkalı kadın yönetmen Lone Scherfig’in Gemma Arterton ile Sam Claflin’i başrole taşıyan romantik komedisi “Their Finest/Aşkın Çekimi”;
Londra, Venedik film festivallerinden ödüller toplayan, Yabancı Dilde En İyi Film dalında Oscar adaylığına göz kırpan ve bir yeryüzü cennetinde yaşanan büyük bir aşkın gerçek hikâyesini anlatan büyüleyici ve dokunaklı “Tanna”;
İlk filmi “Midnight Swim/Gece Dalışı” ile atmosfer yaratmadaki başarısını ikinci filminde de sürdüren Sarah Adina Smith’in Rami Malek’in başrole taşıdığı ve Kubrick’in “Shining/Cinnet”i ile karşılaştırılan gerilimi “Buster’s Mal Heart/Buster’ın Hasta Kalbi”; “North”, “Chasing the Wind” filmleriyle Nordik sineması takipçilerinin yakından tanıdığı Norveçli Rune Denstad’ın zorunlu göçmenlik sorununa İskandinavlara has bir mizahi yaklaşımla ele aldığı son filmi “Welcome To Norway/Norveç’e Hoşgeldiniz” ve 70’lerin ikon televizyon sunucularından Christine Chubbuck’ın trajik bir sonla biten kariyerini anlatan ve özellikle başrolde Rebecca Hall’un yılın en iyi performanslarından birini verdiği “Christine”, Türkiye’de ilk kez !f İstanbul’da seyirci önüne çıkacak.

“Neighboring Sounds/Komşu Sesler” ile !f 2013 Keş!f Yarışması’nı kazanan Kleber Mendonça Filho’nun Cannes’da övgüyle karşılanan, özellikle başrolde Sônia Braga’nın eşsiz performansıyla hafızlara kazınan son filmi “Aquarius” ve
“Belle épine” ve “Grand Central” filmleriyle ödüller toplamış Rebecca Zlotowski’nin Natalie Portman ve Lily-Rose Depp’i buluşturan büyüleyici fantastik filmi “Planetarium” da İstanbul galasını yapacak.

Oscar ödüllü Hollandalı animasyon film yönetmeni Midhaël Dudok de Wit’in Studio Ghibli’nin yapımcılığında çektiği, Cannes’ın Belirli Bir Bakış bölümünden Jüri Özel Ödülü’yle dönen ve En İyi Animasyon dalında Oscar yarışının en güçlü adaylarından, diyalogsuz, sade, ama hipnotize edici “The Red Turtle/Kırmızı Kaplumbağa”;
‘Bottomless Belly Button’ (Dipsiz Göbek Deliği) ve ‘New School’ (Yeni Okul) gibi çizgi romanlarıyla tanınan Dash Shaw’ın Jason Schwartzman, Lena Dunham, Reggie Watts, Maya Rudolph ve John Cameron Mitchell gibi isimlerin seslendirdiği sofistike karakterlerle süslü filmi “My Entire High School Sinking into the Sea/Okulda Deniz Kazası” ve
“Shrek 2”, “Monsters vs. Aliens” filmlerinin yönetmeni Conrad Vernon’ın Greg Tiernan ile birlikte yönettiği, Seth Rogen, Kristen Wiig, James Franco ve Salma Hayek gibi yıldız isimlerin seslendirdiği, yılın en sıradışı animasyonu “Sausage Party/Sosis Partisi”, !f’lik animasyonlar olarak festival programında.

Hannes Holm’ün yazar Frederick Backman’le birlikte, Backman’ın İsveç’te çok satan romanından uyarladığı “A Man Called Ove/Hayata Röveşata Çeken Adam”, samimi ve insancıl bir kalple anlatılan sade ve mizahî hikâyesiyle sinemaseverlerin bu yılki “kendini iyi hisset” filmleri arasında özel yerini alacak.

Yabancı Dilde En İyi Film kategorisinde Oscar adayı olan filmin 22 Şubat saat 21:30’da Cinemaximum Kanyon’da yapılacak olan ilk gösterimi öncesinde Ford’un sunduğu “Ford Edge Özel Gösterimi” gerçekleşecek ve R.E.M., U2, Oasis için çektiği kült videolarla tanıdığımız Jake Scott’un Mads Mikkelsen ve Barbara Steele’i buluşturduğu göz alıcı aksiyonu “Le Fantôme” gösterilecek.

!f İstanbul’un kapanış filmi, yılın sinema olaylarından “T2 Trainspotting” olacak! Danny Boyle’un 1996’da Irvine Welsh’in efsanevi romanından uyarladığı ve sinema tarihinin en kült filmlerinden birisi oluveren “Trainspotting”in devam filmi olan “T2 Trainspotting”, bizi Mark Renton ile birlikte Edinburgh’a, Spud, Sick Boy ve Begbie’nin 20 yıl sonraki yaşamlarına götürüyor.

Bu kez Welsh’in devam romanından uyarlanan ve oyuncularını korumayı başaran filmde Ewan McGregor, Ewen Bremner, Jonny Lee Miller ve tabii ki Robert Carlyle başrolde. Sinemaseverler ayrıca !f kült bölümünde serinin ilk filmini de izleyebilecekler.

Seyirciyi beyazperdede yarattığı alanlarda oynamaya davet eden “Oyun”, bu yıl da kaçık bilimkurguları, tuhaflığıyla büyüleyen kült adayı filmleri, gerçeküstücü fantastikleri bir araya getirerek !f’çilerin en çok ilgi gösterdiği bölümlerden biri olmaya devam ediyor.

Tobias Nölle’nin ilk yönetmenlik denemesinde Berlin’in Panorama Bölümü’nde FIPRESCI Ödülü’nü alan, aşık olmaktan korkan bir adamın hayal ile gerçekliğinin birbirine karıştığı hayatını anlatan, eleştirmenlerce “Amelie” ile karşılaştırılan filmi “Aloys/Aloys: Âşık Olamayan Adam”;

2000’lerin başında yayımlanan ‘Sarah’ romanında travmatik çocukluk hikayesini anlatan, Andy Warhol’u çağrıştıran görüntüsü ve aralarında Marilyn Manson, Courtney Love, Winona Ryder ve Billy Corgan gibi bir çok ünlünün ‘en yakın arkadaşı’ olarak medyayı uzunca bir süre meşgul eden, JT Leroy’un aslında yazar Laura Albert’ın persona’sı ve hayali karakteri olduğunun ortaya çıkmasının tuhaf hikâyesini konu alan “Author: JT LeRoy Story/Bir JT LeRoy Hikâyesi”;

Shakespeare’in ‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’nın İspanyolca çevirisi üzerinde çalışmak için bir konuk sanatçı programının davetlisi olarak New York’a giden Arjantinli genç bir tiyatro yönetmeninin yaşadıklarını konu alan ve Shakespeare esintilerini günümüz New York’una taşıyan “Hermia & Helena”;

Hindistan’da Google’ın çağrısıyla bir gün boyunca milyonlarca insanın telefonları ya da kameralarıyla kendi hayatlarını kaydetmesi sonucu kurgulanmış Richie Mehta filmi “India in A Day/Bir Günde Hindistan”;

David Lynch’in “Elephant Man/Fil Adam” klasiğiyle karşılaştırılan, otistik ve oldukça deforme bir bedene sahip Rikard’ın sıcacık hikâyesini konu alan “The Giant/Dev”;

Araştırmacı belgeselci Louis Theroux’un Scientology tarikatı hakkında bilgi toplamak üzere Los Angeles’a gidişiyle başlayan ve tuhaflığı elden bırakmayan son belgeseli “My Scientology Movie/Scientology Filmim”;

Sıcacık bir büyüme hikâyesini oğul-baba ilişkisi üzerinden anlatan, Sundance’ten iki ödül birden alan ve geçen yılın en ilgi gören bağımsızlarından sayılan “Morris From America/Amerikalı Morris”;

Ann Marie Fleming’in Kanadalı genç bir kadın şairin bir şiir festivali için davet edildiği İran’da kendi geçmişine yaptığı yolculuğu etkileyici çizimlerle izleyeceğimiz animasyonu “Window Horses/Camdan Atlar”;

İlk filminde gösterdiği ustalıkla eleştirmenlerden övgüler toplayan Anna Biller’ın Gotham ve Bağımsız Ruh Ödülleri başta olmak üzere pek çok bağımsız film festivalinin gözdesi filmi “The Fits”;

Genç Rus yönetmen Ivan I. Tverdovskiy’nin tuhaf, rahatsız edici ve bir o kadar büyüleyici gotik masalı “Zoology/Hayvanoloji”;

Hollywood’un tür filmlerini bozan filmleriyle tanınan feminist yönetmen Anna Biller’ın 1960’lar kötü romanları estetiğini kullanarak bu kez cadı ve femme fatale karakterleri kendi üslubuyla yorumladığı son şaheseri “The Love Witch/Aşk Cadısı”, oyuncaklı filmlerden hoşlananların radarından kaçmayacak.

!f İstanbul’un sanat ve hayatın birbirine karıştığı etkileyici hikâyeleri buluşturduğu “Sanat Hayat İçindir!” bölümü, bu yıl da merakla beklenen belgeselleri bir araya getiriyor; David Lynch’ten Marina Abromovic’e, Maya Angelou’dan Franca Sozzani’ye, farklı disiplinlerden sanatçıların hayatlarına daha yakından bakabilme fırsatı sunuyor.

“Eraserhead”, “Twin Peaks”, “Blue Velvet” ve 21. yüzyılın en iyi filmi seçilen “Mulholland Drive” gibi klasiklerin yaratıcısı David Lynch’in hayatına dair bugüne dek yapılmış en kapsamlı belgesel olan “David Lynch: The Art Life/David Lynch: Yaşam Sanatı” bölümün en heyecan verici yapımlarının başında geliyor. Dünya galasını Venedik’te yapan ve efsane yönetmenin Amerika’da küçük bir kasabadaki çocukluk yıllarından bugüne dek yayınlanmamış pek çok arşiv görüntüsü içeren film, Lynch’i Lynch’in kendisinden dinlediğimiz etkileyici ve samimi bir yolculuk.

Performans sanatının en ünlü isimlerinden Marina Abramović’in kişisel şifa ve ilham arayışı içinde Brezilya’da kutsal ritüellerin peşine düşmesi ve bu yolculuğun yaratıcı sürecini nasıl da açığa çıkardığını konu alan “The Space in Between: Marina Abramović and Brazil/Marina Abramović Araf’ta”, seyirciyi sanatçının cesur ve samimi portresiyle buluştururken;

3 yıl önce kaybettiğimiz Afroamerikan yazar ve şair Maya Angelou hakkında yapılmış ilk film olan “Maya Angelou And Still I Rise/Maya Angelou: Yine de Ayağa Kalkarım” da Angelou’nun dansçılığı ve şarkıcılığı gibi az bilinen yönlerinden politik aktivizmi ve yazarlığına uzanan bir hayata içeriden bakıyor.

Stockholm, Nashville, Kudüs film festivallerinde en iyi belgesel seçilen, Çin’de 3 yıl önce saldırıya uğramış genç kadınlara destek olmak için başlattığı eylemle tüm dünyanın dikkatlerini üzerine çeken ve aralarında Ai Weiwei gibi isimlerin de bulunduğu bir çok sanatçıya ilham veren kadın aktivist Ye Haiyan’ın mücadelesini konu alan “Hooligan Sparrow/Holigan Serçe” ve İtalyan yetişkin filmlerinin en tanınmış oyuncu ve yönetmenlerinden Rocco Siffredi’nin kariyerini konu alan “Rocco”, bölümün merak uyandıran diğer filmleri…

Aralık 2016’da kaybettiğimiz ve moda dünyasının kaderini belirlemiş Vogue İtalya’nın efsanevi yayın yönetmeni Franca Sozzani’nin oğlu Francesco Carrozzini’nin gözünden ilham verici portresini sunan “Franca: Chaos and Creation/Franca: Kaos ve Kreasyon”, Vogue Türkiye’nin özel gösterimi ile moda tutkunlarını bekliyor. Seçtiği, kimi absürt kimi görkemli, hep hayranlık uyandıran ama sıklıkla da tartışma yaratan Vogue kapakları ile sadece birtakım kuralları yıkmakla kalmamış, aynı zamanda son 25 yıl boyunca moda, sanat ve ticaret alanlarındaki standartları da yükseltmiş olan bu efsane ismin kariyerini kendi ağzından dinlerken, Karl Lagerfeld, Bruce Weber, Baz Luhrmann, Courtney Love gibi sayısız ünlünün ona hayranlığına da tanık oluyoruz.

Yaratıcılığa ve deneyimlere açık sinemaseverlerin !f alanı “Karanlık & Köşeli” bölümünde bu sene de, karanlık ve rahatsız edici yapımlardan senenin en çok konuşulan fantastik ve avangart filmlerine, seyircinin ‘görme biçimleri’ni altüst eden, algının kapılarını sonuna kadar açmayı hedefleyen filmler toplanıyor.

Japon sinemasının en cesur yönetmenlerinden Sion Sono’nun, Japon pink film (Pinku eiga) endüstrisini hicvettiği son garipliği “Anti-Porno”;

“Sightseers”, “Locke”, “Hot Fuzz” gibi filmlerle bağımsız sinemanın en sevilen komedyenlerinden Alice Lowe’ın ilk kez kamera arkasına geçerek annelik miti üzerinden enfes bir korku hikâyesi anlattığı “Prevenge/Hamintikam”;

Japon yönetmen Tetsuya Mariko’nun “Fight Club/Dövüş Kulübü” ve “Clockwork Orange/Otomatik Portakal”la karşılaştırılan, şoke edici sahneleriyle heyecan uyandıran son filmi “Destruction Babies/Yıkım Bebekleri”;

Michael O’Shea’nın ilk yönetmenlik denemesiyle Cannes’da Altın Kamera ve Belirli Bir Bakış ödüllerine aday gösterildiği, eleştirmenlerce “Let the Right One In” ile birlikte anılan vampir draması “The Transfiguration/Dönüşüm”;

!f seyircisinin 2011 yapımı ödüllü filmleri “Black Pond/Kara Göl” ile yakından tanıdığı ikili Will Sharpe ve Tom Kingsley’in içinde bilimkurgu, paralel evrenler, İngiliz su kanallarının karanlık geçitleri ve bol miktarda mizah barındıran son filmleri “The Darkest Universe/Paralel Evren”;

İlk sinema filminde eşsiz bir atmosfer yaratarak seyircinin nefesini kesen Nicolas Pesce’nin Fantastik Sinema Festivali’nden en iyi film, yönetmen, senaryo, kurgu ve görüntü yönetmeni ödüllerinin hepsini birden toplayan tuhaf korkusu “The Eyes of My Mother/Annemin Gözleri”, karanlık ve köşeli hikâyelerden hoşlanan !fçilerin kaçırmaması gereken filmler…


!f music bu yıl da yılın beklenen müzik filmlerini buluşturuyor. Bunlardan ilki, efsanevi The Rolling Stones’un 2016 turnelerinin son ayağı olan Havana konserinin perde arkasını anlatan “The Rolling Stones Olé Olé Olé!: A Trip Across Latin America/The Rolling Stones: Latin Amerika’da Bir Yolculuk Hikâyesi”. Hollywood Reporter’ın “Konser performanslarını kayda alan benzer müzik filmlerinden çok daha fazla sözü olan, beklenmedik biçimde duyguyla yüklü” sözleriyle övdüğü film, grubun tarihindeki en önemli anlardan birisine, Havana’da verdikleri ücretsiz, 1.2 milyon kişinin coşarak izlediği efsanevi saatlere tanıklık ediyor. The Rolling Stones’u Küba’da konser veren ilk yabancı grup olarak tarihe yazan bu konserden görüntülerin yanı sıra daha önce pek görmediğimiz canlı performanslarını da izleyebileceğimiz film, bir müzik filmi olmaktan öte grubun kişisel yolculuğuna da davet ediyor.

Bölümün merakla beklenen bir diğer filmi ise ikonik İngiliz rock grubu Oasis’in inanılması güç yükselişini konu alan “Oasis: Supersonic”. “Amy” belgeselinin yönetmeni Asaf Kapadia’nın yapımcıları arasında olduğu ve daha önce görülmemiş arşiv görüntülerine dayanan film, Manchester’ın fakir bir mahallesinden gelen Gallagher kardeşlerin üç yıl içinde tüm zamanların en büyük müzik gruplarından birine dönüşmelerinin hikâyesini anlatıyor.

Müzikseverler !f music’te ayrıca; gelmiş geçmiş en ünlü rock fotoğrafçısı, şair ve saykedelik kâşif Mick Rock’ın hayatına ve anılarına daldığımız, David Bowie, Syd Barrett, Blondie, Queen, Lou Reed ve Iggy Pop gibi arkadaşlarının artık ikonlaşmış fotoğraflarının nasıl çekildiğinin hikâyesini de dinlediğimiz “Shot! The Psycho-Spiritual Mantra Of Rock/Klik! Rock’ın Ruhani Mantrası”;

Dünyaca ünlü müzisyen İlhan Erşahin tarafından East Village’da kurulan ve New York’un müzik kültürünü etkilemiş aynı adlı underground caz kulübünün hikâyesini anlatan “Nublu”;

İran hükümetinin baskıcı tutumlarına rağmen kendi müziklerini yapma ve albüm yayınlama mücadelesindeki iki genç DJ, Anoosh ve Arash’ın ilham verici hikâyeleri “Raving Iran/İran’da Rave”;

80’lerin sonlarında melodik metal tınılarıyla ve şaşaalı giyimleriyle Japonya’da müzikal bir devrim başlatan, 1997 yılında, başarının zirvesindeyken dağılmalarıyla geride milyonlarca üzgün hayran kitlesi bırakan kült müzik grubu X Japan’ın müzikleri kadar sıradışı hikâyelerini perdeye taşıyan “We Are X/Biz X’iz”i de izleme şansı yakalayacak.

 

Tüm öğrencilere !f bileti 2 TL!

Bu yıl !f İstanbul, genç !f’çilere özel bir indirimle geliyor. Öğrenci kimliğini gösteren !f’çilere hafta içi gündüz seanslarındaki filmler 2 TL’den satışa sunulacak. İş’te Üniversiteli ya da Maximum Kart sahibi öğrenciler ise aynı seansları 1 TL ödeyerek izleyebilecekler.

!f İstanbul’un diğer seanslar için bilet ücretleri ise şöyle olacak:

İstanbul
Hafta içi gündüz gösterimleri (19:00 öncesi tüm seanslar)
Tam: 10 TL Öğrenci: 2 TL
Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün
Tam: 20 TL Öğrenci: 17 TL
21:30 – 22:00 seansları
Tam & Öğrenci: 22 TL

Ankara ve İzmir
(19:00 öncesi tüm seanslar)
Tam: 10 TL Öğrenci: 2 TL
Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün
Tam: 19 TL Öğrenci: 16 TL
21:30 – 22:00 seansları
Tam & Öğrenci: 20 TL

!f İstanbul’un atölyelerden sohbetlere uzanan 2017 etkinlik programı bu yıl da dolu dolu. Atölye ve sohbet programlarına ekstra olarak bakın derim. Ben basın bültenini elimden geldiğince kısaltmaya çalıştım ama ancak bu kadar oldu. O kadar fazla güzel film, bölüm var ki. Detayları aşağıdaki hesaplarda bulabilirsiniz.

İyi seyirler…

www.ifistanbul.com

ifistanbul.com/blog
twitter.com/ifistanbul
facebook.com/ifistanbul
instagram.com/ifistanbul

 

Share This:

Bir Cevap Yazın