Öksürüğe ne iyi gelir?

Öksürük çoğunlukla kış aylarında görülse de aslında her mevsim yakalanabileceğimiz bir rahatsızlık. Soğuk algınlığı, nezle, viral enfeksiyonlar, klima çarpması ve sigara veya astım, tüberküloz ve akciğer kanseri gibi sağlık sorunları öksürüğe neden olabiliyor.

Akciğerlerimizdeki ödem öksürüğe neden olurken, öksürük geldi mi bir türlü gitmek bilmez ve olur olmaz zamanlarda bizi yakalayarak, bulunduğumuz ortamlarda zor durumlarda kalmamızı sağlayabilir. Çünkü boğazımızda veya üst solunum yollarında hissettiğimiz bizi rahatsız eden bir tıkanma olduğu için, beynimiz burada yabancı bir madde olduğunu düşünür ve bunu maddeyi çıkarabilmek için vücudumuza öksürmemizi söyler.

Öksürük bazen boğazda kaşınma, bazen göğüste ağrı ve sıkışıklık şeklinde nüksedebilir. Bizler de öksürüğümüzü geçirebilmek için türlü yollar deneriz. Öksürük şuruplarının ve soğuk algınlığı ilaçlarının yerine mutfağımızda yapabileceğimiz doğal tedaviler bizim için kurtarıcı. Bitkiler her zaman olduğu gibi öksürük sorununu gidermekte de insanoğlunun en büyük yardımcısı ve ödemi sökmekte çok başarılı oldukları da bir gerçek.

Fakat bunlardan hangileri en faydalı ve çabuk etki gösteriyor? Sizler için derledim.

1. Bal (Bal öksürüğü bastırıp, boğazımızı yumuşatma konusunda en etkili çözümlerden biri. İster sade ister kekik veya karabiber ekleyerek çay kaşığı ile gün boyunca tüketebilirsiniz. Limon da ekleyebilirsiniz.)

2. Karabiber çayı

3. Ilık süt ve bal (Ballı ılık süt kuru öksürüğe ve göğüs ağrısına iyi gelir. Özellikle uyumadan önce içilirse daha rahat bir uyku çekilir.)

4. Turunçgiller (Bol bol turunçgil tüketmek önemli.)

5. Pekmez (Özellikle kuru öksürüğe iyi geliyor.)

6. Bitki çayı- bal (Bitki çaylarını balla içmek göğüsteki sıkıntıyı hafifletiyor.)

7. Badem – portakal suyu

8. Okaliptüs (Okaliptüs özü içeren şekerleri günde birkaç kez tüketmek öksürüğünüzü hafifletecek, sizi rahatlatacaktır.)

9. Soğan (Yarım çay kaşığı soğan suyu ve bir çay kaşığı saf balı karıştırın. Günde iki kere yutun.)

10. Çikolata (Bitter çikolata ve kakao özü öksürüğe iyi geliyor.)

11. Ananas suyu- bal (Geçmeyen öksürüklerde çok faydalı bir karışım.)

12. Zencefil (Zencefili küçük parçalara ayırıp ezin ve kaynatın. Limon suyu ve bal ekleyerek günde 3-4 defa için veya taze zencefili çiğneyin.)

13. Sarımsak (Hem antibakteriyel hem de antimikrobik bileşenler taşıyan sarımsağı ezip, sarımsak yağı damlatın biraz da bal ekleyerek için.)

Bütün bu besinlerin yanında bol su içmek, odanızın havasını nemli tutmak, elma sirkeli yastıkta yatmak, sıcak duş almak, buhar banyosu yapmak, geç saatte yemek yememek, boğazı sıcak tutmak, tuzlu suyla gargara yapmak da öksürüğü geçirmek için faydalı uygulamalar. Umarım işinize yarar.

Share This:

Kitap Kulübü ile ayda 4 kitap okumaya ne dersiniz?

Bir şeyi yapmak istediğimiz halde motivasyon bulamadığımızda yaptığımız en güzel şey bahane üretmek. Bunu kitap okumadığımızı söylerken de sürekli yapıyoruz. Aslında bahanelerimiz hep aynı… Çok çalışıyoruz, çok koşturuyoruz, çok yoruluyoruz, vaktimiz kalmıyor.

Oysa kitap okumanın bizi bütün bu şikayetlerimizden kurtaracağını, bizi rahatlatacak bir şey olduğunu hepimiz biliyoruz. Kitap Kulubü de işte tam bu noktada bizi gaza getirmek için kurulmuş bir oluşum. Son zamanlarda çok moda olan kutuyla mutluluk dağıtmanın kitaplı versiyonu.

Varoluş sebeplerini, ‘Kitap Kulübü’ne dahil olan herkesin kitaplara yeniden dokunmasını sağlamak, daha fazla kitap okumalarını sağlamak, daha uygun fiyatla kitaplara ulaşmasına yardımcı olmak ve okuyucuların hayatına yepyeni bir dokunuş getirmek’ diye tanımlıyorlar.

Amaç haftada bir kitap okunmasını sağlamak. Bunu da ayda 49 TL’ye 4 kitap göndererek yapıyorlar. Kullanıcılar da Edebiyat veya Profesyonel Gelişim kategorilerinden birini seçip, bu kategoriye ait kitaplardan gönderim yaptırabiliyor. Kitaplarda en az %40 indirim garantisi veriyorlar.

Bana göre bu girişimin tek eksik yanı, her ay sadece sizin için seçilen kitapları okuyabilecek olmanız. Bir seçki içinden istediklerinizi seçmeniz ve daha geniş bir liste olması halinde daha cazip olabilirdi. Tabii ben edebiyat mezunu olduğum ve kendi kitaplarımı seçmekten çok büyük zevk aldığım için böyle hissediyorum.

Benim de kitap önerdiğim birçok arkadaşım var. Kitap seçmeye de vaktim yok, zaten ne okuyacağımı da bilemiyorum. Bir bilen benim için seçsin, ben de onları okuyayım demek sizin için yeterliyse, Kitap Kulubü tam size göre. 🙂

Share This:

Delimonti Çerkes Mutfağı Atölyesi

Geçtiğimiz günlerde özel tedarikçi atölyelerine ev sahipliği yapan Delimonti’de, zeytinyağı atölyesinden sonra ikinci atölyeme katıldım. Bu sefer konumuz Çerkes Mutfağı’ydı.

Anadolu Halk Mutfağı Derneği Başkanı Adnan Şahin’in ve Delimonti’nin yerel tedarikçilerinden Ahmet Yılmaz’ın anlatımıyla çok eski zamanlardan bu yana Kafkas coğrafyasında oluşan ve zengin bir kültüre sahip olan Çerkes mutfağının öyküsünü dinleyerek, bu özel ve güzel lezzetlerin tadına baktık.

Denediğimiz tatlardan bahsetmeden önce kısaca Çerkes Mutfağı’nın nasıl bir mutfak olduğundan ve hangi halkların birleşimi olduğunu da yazarsam daha anlamlı olur diye düşünüyorum.

Çerkes mutfağı, Adige, Abhaz, İnguş, Oset, Çeçen, Dağıstanlı ve daha birçok halkın yemek alışkanlıklarını barındırıyor. Bu zengin kültürel yapı sayesinde de yemekleri kendilerine has özellikler taşıyor. Daha çok et ve süt ürünleri kullanılarak yapılan yemeklerde, patatesin de azımsanmayacak bir yeri var.

Denediğimiz ilk yemek ‘Şips-Baste’ adı verilen bir çorbaydı. Çerkes mutfağının en önemli yemeklerinden biriymiş. Un çorbasına benziyor, çerkes tavuğu olarak bilinen mezenin de sulu olarak hazırlanmış haliymiş. Çorbanın ortasında da baste, bazen de pasta adı verilen lapa bulunuyor. Baste genellikle darı, mısır veya buğday unundan hazırlanıyormuş. Kalıp şeklinde tabağa koyulan lapanın(baste) üzerine çorba(şips) gezdirilerek servis ediliyor. Ben bu çorbayı çok sevdim.

Gubate (Patatesli Çerkes Böreği), herkesin favorisi oldu. Ben patatesli börek sevmediğim için favorim değildi ama keyifle de yedim açıkçası. Üç tarafından açık, ortalarından kapanacak şekilde, ince ince hazırlanan hamurlardan yapılan gubatenin içine patates, isteğe göre kıyma da konulabiliyormuş. Arasına tahin, üzerine pekmez sürülerek veya sosla yenebiliyor.

Yukarıda fotoğrafı bulunan Halvane (Sütlü Açma), çok yoğun bir açma. Sanırım bol yumurta kullanıldığı için böyle oluyor. Açılan hamur üzerine yumurta sürülerek fırında pişirilip servis ediliyor.

Velibah (Çerkes Gözlemesi)
Evde hazırlanan gözlemelerin, sac fırında hazırlanmış halidir. İçine genellikle patates konularak hazırlanır. Farklılığı iç malzemesine rağmen son derece ince oluşunda. Bunun fotoğrafını çekemeden yemişiz.  🙂

Gırniş (Çerkes Mantısı – Tavuklu, Sarımsaklı)
Masaya ilk geldiğinde açıkçası alttaki hamur parçalarını tavuk sanmıştım. Ama değilmiş. 🙂 Mantı hamuru gibi açılan hamurdan kareler kesilip bir tarafından diğer tarafına yuvarlanıyor. Ardından tavuk suyunda kısa bir süre pişirildikten sonra, didiklenmiş tavuk, tavuk suyu ve bol sarımsakla hazırlanarak, servis ediliyor.

Gurize (Çerkes Mantısı Kıymalı)
Bence mantı dediğin kıymalı olur ve gurize de kıymalı olduğu için bence çok lezizdi.

Psihalive (Çerkes Mantısı Patatesli)
Patatesli bir mantı türüdür. Tereyağı ve sarımsaklı yoğurt ile servis ediliyor. Mantı patatesli olmaz diye düşündüğümden sadece denedim. Benlik değildi ama diğer arkadaşlar çok sevdi. 🙂

Çerkes mutfağının bu değişik lezzetlerini denediğim için Delimonti’den her zamanki gibi çok mutlu ayrıldım. Bomontiada’da “Yerel güzeldir, sunum özeldir” mottosuyla; gastronomi marketi ve restoran konseptini ustalıkla bir araya getiren Delimonti’yi henüz ziyaret etmediyseniz mutlaka ziyaret edin derim ben.

 

 

 

Share This:

24. İstanbul Caz Festivali 4-20 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek

Yaz gelince en sevdiğim İstanbul etkinliği caz festivalidir. Bu yılın programı da geçtiğimiz günlerde açıklandı. İKSV tarafından düzenlenen 24. İstanbul Caz Festivali, bu yıl, 4-20 Temmuz tarihleri arasında, cazın duayen isimlerinden yeni keşiflere 200’ü aşkın yerli ve yabancı sanatçıyı İstanbul’un 20 farklı mekânında ağırlayacak.

Ünlü yıldızların, Flamenkonun kült gitarist ve bestecilerinden Paco de Lucia’ya saygı duruşu niteliğindeki “Beyond The Memory” konserinin yanı sıra aralarında vokal cazın genç yıldızı Kandace Springs’den Jacky Terrasson & Stephane Belmondo gibi ustalara, Avrupa cazının efsane ismi Nik Bärtsch’ten Afrika’nın iki muhteşem sesi Fatoumata Diawara ve Hindi Zahra’ya caz, funk, dünya müziği, blues ve rock’ın farklı seslerini ağırlayacak. Oluşum aşamasında Radiohead’in gitaristi Jonny Greenwood’un da içinde yer aldığı “JUNUN” projesi de festivalin bu yılki konukları arasında.

Festival kapsamında bu yıl önemli bir yenilik, yerli sahnenin başarılı müzisyen ve topluluklarını odağa alarak daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlamak amacıyla SOCAR Türkiye desteğiyle hayata geçirilen “ViTRin: Türkiye Güncel Müzik Buluşması” olacak.  Festivalin 5-8 Temmuz tarihleri arasındaki konserlerini kapsayan bu bölümü, festival izleyicisiyle beraber uluslararası müzik sektörünün önemli temsilcileri de izleyecek.

Festivale bu yıl The Marmara Esma Sultan Yalısı, Avusturya Kültür Ofisi Bahçesi, Fransız Sarayı Bahçesi, Sultan Park – Swissôtel The Bosphorus, The Grand Tarabya Panorama Terace, Uniq Hall AçıkHava Sahnesi, Beykoz Kundura, Fenerbahçe Khalkedon, Sabancı Üniversitesi Sakıp Sabancı Müzesi, Salon İKSV, Zorlu PSM Ana Tiyatro ve Drama Sahnesi ev sahipliği yapacak.

Gece Gezmesi ise yine Kadıköy yakasının sevilen mekanlarından All Saints Moda Kilisesi, Club Quartier, Dorock XL, Kadıköy Sahne, KargART, Living Room, Moda Sahnesi ve Zor’da gerçekleştirilecek konserlerle festival içinde bir festival deneyimi yaşatacak.

24. İstanbul Caz Festivali’nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü, TRT Hafif Müzik ve Caz Orkestrası’nın şefi Kamil Özler ile Türk pop ve caz müziğinin duayen isimlerinden Fatih Erkoç’a takdim edilecek.

24. İstanbul Caz Festivali’nin biletleri satışa çıktı bile.

İstanbul Caz Festivali ile ilgili tüm bilgileri ve etkinliklerle ilgili anlık gelişmeleri sosyal medya hesaplarından takip edilebilirsiniz.

facebook.com/istanbulcazfestivali
twitter.com/istanbulcazfest
instagram.com/istanbulcazfestivali
youtube.com/iksvistanbul
play.spotify.com/user/istanbulkultursanatvakfi
#istcazfest17
#sarkilarkonusur

Festival programına, festivalinresmi web sitesi caz.iksv.org’un yanı sıra İKSV Mobil uygulamasından da ulaşabilirsiniz.

Share This:

Toy İstanbul’da ‘Kaplan Sarılması’

GMall’un yeni sahnesi Toy İstanbul. Ve her hafta bu sahnede harika oyunlar sergileniyor. Ben de geçtiğimiz günlerde Toy İstanbul’da Kaplan Sarılması’nı izledim.

Tek perdelik, 50 dakika süren ve 16+ yaş grubuna hitap eden bir oyun bu. Kemal Hamamcıoğlu yazmış. Ben Kemal Hamamcıoğlu’nun yazılarını ve oyunlarını çok seviyorum. Daha önce de Craft’ta Garaj oyununu izlemiştim. Onu da etkileyici bulmuştum. Modern çağın dertlerine çok naif bir şekilde dokunan bir kalemi var. Kaplan Sarılması’nda da bunu hissedebiliyorsunuz.

Oyunun başrolünde Şebnem Bozoklu var, Kerem Fırtına da oyunun görünmeyen kahramanı. Sorduğu sorularla oyunu yönlendiriyor. İzlerken o üzerinize çöken huzursuzluk ve sıkılma hissinde payı büyük.

Bir kadının mutluluk odasında yaşadığı, mükemmel erkeği yaratma deneyiminin nasıl içinden çıkılmaz bir halini, görsel açıdan desteklenen bir sahnede izlemek keyifli. Daha önceden dijital görsellerle bu kadar desteklenen bir oyun izlemediğim için de ayrıca sevdim.

Oyunun detaylarını heyecanı kaçmasın diye anlatmıyorum ama şöyle diyebilirim:

‘Hepimiz mükemmel erkeğimizi ararken, aslında istediğimiz sadece sıcak bir sarılma değil mi?’ Mutsuzluğu bu kadar kanıksanmışken, mutluluğun garanti altına alındığı bu oyun hoşunuza gidecek.

Kaplan Sarılması her cuma 2o:30 ve 22:00’de sahneleniyor. Gidip izleyin bence.

 

 

Share This:

United Colors of Benetton’dan #UnitedbyHalf Kampanyası

Tüm dünyadaki kadınların güçlendirilmesi çalışmalarına aktif katılmayı taahhüt eden United Colors of Benetton, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında, Hindistan’da başlattığı #UnitedByHalf kampanyasını bir video ile tanıttı.

Dünya çapında yayınlanacak videoda, ikili ilişkilerde kadın ve erkeğin eşit olduğu belirtilerek, kadınların maruz kaldığı sosyal tabulara dikkat çekiliyor. Toplumsal normların sorgulandığı projede, cinsiyet eşitliği kavramının erkekler üzerinden benimsetilmesi hedefleniyor.

Gelişmekte olan ülkelerde, doğrudan kadınların yaşamına etki eden projelerde yer almaktan gurur duyduklarını belirten Benetton Group Sürdürülebilirlik Programı Başkanı Chiara Mio, “İtalya’dan sonra en büyük ikinci pazarımız olan Hindistan’da kadınların içinde bulunduğu duruma dikkat çekerek, mesajımızı özellikle erkeklere iletmek istiyoruz.” diyor.

Benetton Group’un sürdürülebilirlik stratejisi dahilinde, 2015 yılı Ekim ayında başlatılan WE Programı, Birleşmiş Milletler 2020 Sürdürülebilirlik Hedefleri doğrultusunda, toplumsal cinsiyet eşitliği ve kadınların güçlendirilmesi amacıyla beş temel öncelik belirledi: Sürdürebilir bir yaşam, ayrımcı olmayan eşit fırsatlar, kaliteli eğitim, sağlık hizmetleri, kadına her türlü şiddete karşı mücadele.

 

Share This:

Siyah Kadife Kurdele

Geçtiğimiz günlerde gerçekleşen New York Moda Haftası’nda birkaç defilede dikkat çeken bir detay vardı: Siyah kadife kurdeleler.

Hem Tory Burch hem de Marchesa defilelerinde bu küçük ayrıntıyla çok tatlı bir görünüm oluşturmayı başarmıştı bence. Modayı takip eden biri olmasam da ben de saçlarım biraz daha uzadığında saçlarımı bu şekilde toplamayı düşündüm. Elegant görünmeye de yardımcı değil mi?

Bunlar Tory Burch defilesinden:

Bunlar da Marchesa:

Share This:

Selfie Müzesi

Olivia Muss adında biri, Danimarka Ulusal Müzesi’ni gezerken aklına bir fikir gelmiş. Eski resimleri selfie çekiyormuş gibi değiştirip, bir tumblr sayfası açmış. İnsanlar da müze gezerken, tabloları selfie çekiyormuş gibi kullanmaya başlamış ve #museumofselfies akımı başlamış.

Ben de bir sonraki müze ziyaretimde bu akıma katılacağım.

Share This:

Sanat eserleri lego olursa…

İtalyan artist Stefano Bolcato, klasik haline gelmiş sanatsal figürleri lego halinde düşünmüş. Frida Kahlo, Leonardo Da Vinci, Andy Warhol ve niceleri sarı kafalı lego adamlara dönüşmüş.

Bakın ortaya neler çıkmış? 🙂


 

Share This:

Alt Sanat Mekanı’nda Yeni Yerleştirme Basel Abbas ve Ruanne Abou-Rahme’den

 

Alt Sanat MekânıBasel Abbas ve Ruanne Abou-Rahme’nin yeni yerleştirmesi, Ve yine de maskem kudretli’yi (2016) sunar. Mitoloji, ekoloji ve sömürgeye karşı direniş arasındaki ilişkiyi irdeleyen iş ile sanatçılar tamamlanmamış yeni anlatımlar hayal ediyor.

Ve yine de maskem kudretli iki bölümden oluşuyor. İlki ses ve bir yeri inşa etmek ya da yok etmek için kullanılabilecek küçük, garip objelerin de dahil olduğu, beş kanaldan oluşan, izleyiciyi içine alan bir video yerleştirmesi. Videoda eski Filistin şehirleri ve köylerine duygusal bir yolculuk ile harabeleri yeniden ziyaret etme tecrübesi naklediliyor. İmgelerin üzerine Adrienne Rich’in batmış bir geminin enkazına doğru inen bir dalgıcın perspektifinden yazdığı şiiri Enkaza dalmak’tan (1971) alıntılar getiriliyor.

Ve yine de maskem kudretli’ nin ikinci bölümü, iki galeriye yayılıyor. Yeni bir ses işi ve işin altyapısını oluşturan çeşitli malzemeler geniş bir şekilde sergileniyor. Sanatçıların harabelere yaptıkları ziyaretler üzerine bir diyalog olarak kurgulanmış ses yerleştirmesi, ‘sanki sömürgeci bir mantığa rağmen ele geçirilmiş olan, sanki hala hayatta olan mekânlar, sömürge ile başkasının egemenliğine izin vermeyen doğa-ekoloji-peyzaj arasındaki ilişkiyi açığa çıkarıyor.’[2]

Gösterilen malzemeler arasında imgeler, kitaplar, diyagramlar, buluntu objeler, kurutulmuş bitkiler, kayalar ve 3 boyutlu maske heykeller var. Maskeler, şiirdeki dalgıç maskesine referans veriyor; kendini güçlendirme, mitolojik bir güç ile korunmanın sembolleri haline geliyor. ‘Batı Şeria’da bulunduktan sonra özel koleksiyonlarda saklanan neolitik maskeler, hacklenerek 3 boyutlu baskıları alınıyor. Siyah kayak maskesine korkutucu bir benzerliği bulunan maskelerin kopyaları Filistin’de dolaşıma sokuluyor. İsrail’de yıkılmış bir Filistin köyünde, bir grup genç maskeyi takıyor.[3]

Bu kazara yaşanan ritüel ve mit anında başkası olmak, anonim olmak.’[4]

Sergi tarihi: 15 Şubat-16 Nisan 2017

Serginin açık olduğu saatler: Salı-Cumartesi 13.00 – 21.00, Pazar 11.00 – 19.00

 

Share This:

36. İstanbul Film Festivali İçin Geri Sayım Başladı

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından bu yıl 36.’sı düzenlenen İstanbul Film Festivali bu yıl da sinemaseverlere en yenilerden klasiklere, usta yönetmenlerin başyapıtlarından yaratıcılığın sınırlarını zorlayan filmlere zengin bir program sunacak.

20’nin üzerinde bölümde yaklaşık 200 filmin yanı sıra ücretsiz olarak gerçekleştirilecek usta sinemacıların katılacağı söyleşi ve atölye çalışmaları, sinema dersleri ve özel etkinlikleriyle festival on bir gün boyunca İstanbul’da sinema dolu günler yaşatacak.

Fransız yönetmen Olivier Assayas’ın başrolü Kristen Stewart’a teslim ettiği son filmi Personal Shopper, dünya prömiyerini Cannes’da Altın Palmiye için yarışarak yaptı. Assayas’a Cannes’da En İyi Yönetmen Ödülü’nü getiren Personal Shopper, ünlüler için özel alışveriş elemanı olarak çalışan bir genç kızın “öte tarafla” irtibat kurmayı takıntı haline getirmesini anlatıyor.

Avangart sinemanın en tanınmış isimlerinden, 87 yaşındaki Şili asıllı Fransız yönetmen Alejandro Jodorowsky’nin son filmi Endless Poetry, büyük ustanın planladığı otobiyografi beşlemesinin ikinci filmi. Serinin ilk filmi olan Gerçeğin Dansı’nın ardından çekilen melankoli, mistisizm, tarot, maskeler, grotesk fikirler ve görüntülerin bir araya geldiği Endless Poetry, “geceyarısı sineması” kavramının yaratıcısı Jodorowsky’nin sözleriyle “hayatını manevi ve sanatsal bir farkındalık yaratmaya adamış bir adamın güzellik arayışına bir övgü”.

Avusturya toplumunun en karanlık noktalarını günışığına çıkaran sıra dışı sinemacı Ulrich Seidl’ın önce Venedik, ardından da Toronto film festivallerinde gösterilen son filmi Safari, yine rahatsız edici, yine kışkırtıcı ve şaşırtıcı. 2014’te In the Basement / Bodrumda filmini festivalde izlediğimiz Seidl bu kez de Afrika’ya av amacıyla giden Avrupalı turistleri ve av sürecini tüm vahşetiyle izliyor.

Brie Larson, Sam Riley, Armie Hammer, Cillian Murphy ve Jack Reynor’ın da dahil olduğu müthiş bir oyuncu kadrosu bulunan Free Fire, dünya prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yaptı; İngiltere ve ABD’de gösterime Nisan ayında girecek. İngiltere’nin en özgün yönetmenlerinden Ben Wheatley’nin geçen yıl festivalde de gösterilen Ballard uyarlaması High-Rise / Gökdelen’den sonra çektiği Free Fire, yönetmenin sözleriyle “modern bir 70’ler filmi”. Filmde 12 adam ve bir kadın, korsan bir silah satış anlaşması yapmak üzere Massachusetts’de bir depoda buluşuyor, ancak anlaşma sağlanamayınca silahlar konuşmaya başlıyor.

Hem Cahiers de Cinema’ya hem de BBC Culture anketine göre 2000’li yılların en iyi filmi, Roger Ebert’in “hipnotize edici, gerçeküstü bir rüya manzarası” sözleriyle nitelendirdiği Mulholland Drive, “yeni kara film” türünün en özgün örneklerinden. David Lynch’in en çok tartışılan ve en az anlaşılan yapıtı Mulholland Drive, Nisan ayındaki dünya prömiyerinin hemen ardından festivalde 4K restore kopyasından gösterilecek. Filmin İngiltere’de sinemalarda gösterime girişi, Mayıs ayında Twin Peaks’in dönüşüne denk gelecek. Filmin restorasyon sürecini Lynch şahsen yürüttü. Başrollerinde Naomi Watts, Justin Theroux ile Laura Harring’in yer aldığı, “kült” sıfatını hakkıyla taşıyan bu benzersiz film, Lynch’e Cannes’da En İyi Yönetmen ödülünü, bir de Oscar adaylığı getirdi.

Philadelphia, Mill Valley film festivallerinde izleyici ödülleri alan Lost in Paris, yaşamın mutluluk veren yönlerinin beyazperdeye yansıdığı, rengârenk bir komedi. Fransız Yeni Dalgası’nın unutulmaz filmlerinden Hiroshima mon Amour ve Michael Haneke’nin Amour / Aşk filmlerinin yıldızı Emmanuelle Riva, geçtiğimiz hafta hayatını kaybetmişti.

Şimdilik festival haberleri bu kadar. Zamanla açıklanacak detayları ve festivalle ilgili bilgileri sosyal medya hesaplarından takip edebilirsiniz.

Share This:

Kültür ve sanat hayatında ne kadar varız?

İstanbul Kültür Sanat Vakfı’nın (İKSV) kültür politikaları çalışmaları kapsamındaki altıncı raporu “Kültür-Sanatta Katılımcı Yaklaşımlar” başlığı ile yayımlandı.

Türkiye’de kültür-sanat hayatına katılma ve katılmama nedenlerini inceleyerek yola çıkan rapor, bu alanının “kullanıcılarının” kimler olduğunu anlamaya çalışıyor. Farklı izleyici profillerinden daha fazla kişinin kültür-sanat etkinliklerine katılmasının sağlanması için Türkiye ve dünyadan iyi uygulamalar, iş birliği modelleri ve yenilikçi yaklaşımlar sunuyor.

Rapordaki veriler, GfK araştırma şirketi tarafından İKSV paydaşlarıyla yürütülen kalitatif araştırma ve 15 ayrı şehirde Mart ve Eylül 2016 aylarında gerçekleştirilen omnibus araştırmalarının yanı sıra İstanbul’da kültür-sanat alanında faaliyet gösteren, kamu veya özel sektör destekli veya bağımsız 17 kurumla gerçekleştirilen görüşmelerin sonuçlarına dayanıyor.

 

Raporun sonuçları çok vahim. Şöyle ki; toplumun yüzde 49’u hiç sinemaya gitmemiş; yüzde 39’u hiç kitap okumuyor; yüzde 66’sı konser, tiyatro ya da opera gibi herhangi bir etkinliğe katılmamış; yüzde 81’i hiçbir enstrüman çalmıyor; yüzde 57’si video, VCD, DVD ya da internet üzerinden film veya dizi izlemiyor; yüzde 47’si dergi okumuyor; yüzde 86’sı bir hobi kursuna hiç gitmemiş.

GfK araştırmasının sonuçlarının da referans gösterildiği raporda, kültür-sanat etkinliklerine katılımın en çok eğitim seviyesi yüksek olan gruplarda yüksek olduğuna işaret ediliyor.

Raporun tamamına iksv.org adresinden ve AppStore’dan indirilebilen İKSV Kitaplık uygulamasıyla iPad’inizden okuyabilirsiniz.

Share This: