YOLCULUK

Kaç metrekarelik yaşamların içinde bulduk kendimizi? Kaç tane yıldızı gözle görülür şekilde sayıp, her kayanın ardından dilek tutup peşinden gitmedik? Kaç kez bilmeceyi çözmenin heyecanıyla soruyu eksik okuduk?Defalarca konuşacağımız anı beklerken karşımızdaki dinlemeyi unuttuk öyle değil mi?

Günler günleri kovalamaktan yorgun, yelkovan ile akrep yıllık izinlerinin keyiflerini sürmekteler. Hayatta birçok şeyden çok daha önemli şeylerin olduğunu idrak ettiğimiz bir zamanın kollarındayız. Enikonu, önü arkası çok da sağlam olmayan hayallerimizi şimdilik bir bavula koyduk.

Yarın yok diye bugün için derin bir nefes alıp yürümeye devam ettim. Daha önce hiç üstünden geçmemiş gibi kendimle konuşmalarımı defalarca tekrar ettim. Her tekrar okkalı bir telkini de peşinden getirdi. Sabrımın kıyılarına yanaşacak olan son öfke gemisi bir türlü gelmek bilmemişti…

Şimdi, “ben hep giderim” dediğim noktada süresiz bir şekilde asılı kalmış haldeyim. Bunca zamandır tutunduğum şiirlerin elini bıraktım. Sadece Attila İlhan dizesinde kıvrılıp uyumak isterim. Muhakkak bana kollarını açacaktır, eminim.

“Sen kendine yetmiyorsun hiç kimse sana yetmiyor birini bitirmeden aklın öteki yolculukta”

Bir hayal olalım mı? Belki gerçek olur.

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.