2019’un Beslenme Trendleri neler?

Yıllar içinde değişen koşullarla birlikte birçok farklı beslenme tarzı oluştu. Sağlıklı beslenmeye biraz da olsa merakı olan kişiler de hangi tarz beslenme faydalı hangisi zararlı konusunda bir sürü fikre kapıldık. Testler yaptırdık, yemeyeceğimiz şeyleri yedik falan.

Ben de kan grubu ve gen testi yaptırdım mesela, sevdiğim yiyeceklerden vazgeçmem gerekirken, gerçekten sevmediğim şeylerin de aslında bana iyi gelmeyen besinler olduğu gerçeğiyle karşılaştım. -Bu konuyla ilgili ayrı bir yazı yazacağım.-

Geçtiğimiz günlerde de “sağlıklı beslenme” konusu ile ilgili Sofra/Compass Group Türkiye Ülke Diyetisyeni Emel Terzioğlu Arslan’dan yeni dönem beslenme trendlerini anlatan bir mail geldi ve sizinle paylaşmak istedim.

  1. Organik beslenme her dönemin trendi 

Organik beslenme aslında yeni bir trend değil, çok uzun zamandır çoğumuzun hayatında. Ancak günümüzde organik gıda bulmak ve bulduklarımıza güvenmek oldukça zor. Bu gıdaları satın alırken organik gıda sertifikalarının olmasına dikkat etmemiz gerekiyor. Organik gıdalar, hiçbir kimyasal madde, sentetik ve iyonlayıcı radyasyon gübre kullanılmamış, genetiği değiştirilmemiş gıdalardır. Organik gıdaların yetiştiği topraklar günümüzde uygulanan metotlardan %50 daha fazla vitamin, mineral ve diğer besin öğelerini içeriyor. Ayrıca organik gıdalar daha yüksek antioksidan kapasitesine sahip. Dolayısıyla bu gıdalar çağımızın vebası kansere karşı koruyucu etki gösteriyor ve hastalık oluşma riskini azaltıyor. 

2. Intermittent fasting 

Intermittent fasting, son dönemlerde kilo vermek ve sağlıklı yaşamak için birçok kişi tarafından uygulanan bir yöntem haline geldi. Bu yöntemde bilinçli ve planlı olarak öğünler atlanıyor ve oruç pencereleri oluşturuluyor. En çok tercih edilen iki modeli; “belirli aralıklarda beslenme” ve “2 öğün atlayarak 24 saat aç kalmak”. İlk yöntemde 4, 6 ya da 8 saatlik tokluk periyotları var. Yani 24 saat içinde 16 saat aç kalıp 8 saat yemek yenilebilir. Diğer yöntemde ise bir gün normal beslenip diğer gün aç kalınır. Ancak yapılan çalışmalar bu beslenme tarzının diğer kalori kısıtlı diyetlerden daha etkili olduğunu ya da daha fazla ağırlık kaybı sağladığını göstermiyor. Ya da sporcular için performans artırıcı olduğu kanıtlanmamış. Intermittent Fasting’de en uygun yöntem 16/8 yöntemi ancak bu beslenme tarzı hakkında daha çok bilimsel çalışmaya ihtiyaç var. 

3. Ketojenik diyet 

Ketojenik diyet ilk olarak 1920’li yıllarda epilepsi tedavisi için kullanılan bir diyet çeşiti. Günde 50 gr.’dan daha az karbonhidrat tüketimini gerektiren bir beslenme şekli. Bu diyette karbonhidratın yerini yağlar alıyor ve yüksek yağ, düşük karbonhidrat, orta derecede protein içeriyor. Yani aslında bu diyet bilinenin aksine yüksek proteinli bir diyet değil. Kanda uzun süre keton cisimciklerinin bulunması ketozis durumuna,  bu durum ilerlerse de ketoasidoza neden olabiliyor. Ayrıca yüksek protein ve yağ içeren diyetler kalp, böbrek ve kemik sağlığı için risk oluşturabiliyor. Yani ketojenik diyet bir zayıflama yöntemi olarak önerilmiyor.

4. Glutensiz beslenme trendine dikkat 

Son dönemde birçok kişi gluten hassasiyeti olmasa bile glutensiz beslenme tarzını benimsemiş durumda. Hatta bu tarz beslenme bir dönem ciddi bir artış gösterince araştırmacılar çölyak hastalığı (gluten alerjisi) olmayan bireylerde glutensiz beslenmenin teşvik edilmemesi gerektiğini açıklamak durumunda kaldılar. Gluten, buğday, arpa, çavdar gibi bazı tahıllarda doğal olarak bulunan bir proteindir. Doktorlar tarafından glutensiz beslenmeyi yaşam tarzı haline getirmesi gereken kişiler dışında diyet yaparken glüteni hayatından çıkaran kişilerde, kalp hastalıkları riskinin arttığı gözlenmiştir. Nedeni ise tam tahıllı gıdaların gluten dışında lif, vitamin ve mineral gibi birçok besin öğesini de içermesidir. Diyette bu besin öğelerinin yetersiz kalması da kalp hastalıkları riskini artırıyor. O nedenle vücudumuzu tanımadan ve doktor görüşü almadan sadece trend olduğu için beslenme şeklimizi değiştirmemiz gerekiyor. 

5. Vegan ve vejetaryen beslenme 

Ülkemizde vejetaryen beslenme oldukça yaygın. Son dönemlerde buna vegan beslenme de eklendi. Peki bunlar ne demek? Vejetaryen beslenme tarzını benimseyen kişiler, hayvansal kaynaklı (et, balık, kümes hayvanları vb.) gıdaları tüketmiyorlar. Ancak yumurta, süt ve süt ürünleri gibi hayvansal bazı gıdaları tüketiyorlar. Vegan beslenme tarzındaysa, hayvansal hiçbir gıda tüketilmiyor. Et dışında yumurta, bal, süt ve ürünleri gibi hayvansal hiçbir gıdanın diyette yeri yok. Bu iki beslenme şeklinde de meyve, sebze, tam tahıllar ve bitkisel proteinler yoğun olarak tüketildiği için bağışıklık sistemi güçleniyor. Genellikle kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, diyabet, obezite ve bazı kanser türleri vejetaryen veya vegan beslenenlerde vejetaryen/vegan olmayanlara göre daha az rastlanıyor. Ancak bu beslenme tarzı her zaman çok sağlıklı bir beslenme tarzı anlamına gelmiyor. Bu kişiler dönem dönem kan tahlili yaptırmalı ve besin öğelerinin yeterli alımına dikkat etmeliler.

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.