Onur Zedelenmesi

Sebepsizliklerin içine bir duman daha bırakıp, seni unutmanın eşiğine doğru yol almaktayım. Yolda başıma ne gelirse gelsin kararımdan dönmeme konusunda eminim. Yoksa değil miyim?

Evvel zaman içinde diye başlayan ve hakikat, sonu mutlulukla biten masallara inancımı yitirdiğim konusunda da kendimle mutabık kalıyorum. Hakikat, masallarla yanılmış birinin mutsuz olacağı gerçeğini pekiştirmekten başka bir şey yapmıyor.

Önce kendime kızmakla başlıyorum, sonra sana. Üç kendime kızıyorsam, bir sana… Bu böyle sürüp gidiyor.
Kendimi karanlıklarda buluyor, kallavi bir küfürle geceyi aydınlatıyorum.

Yeri geliyor kendime haksızlık ediyorum. Aptallığın sığ sularında kulaç atarken boğuluyorum. Derin bir acı beni kaskatı kesiyor, donuyorum. Sayende diyor, kendimi sığ sulara teslim ediyorum.

Sayende diyorum, onur iliğimden vuruldum. Bu öyle zor da olmadı. Teslimiyet gerçeği beni onursuzlukla mücadelede başarısız kıldı sadece. Bu başarısızlık eşikten dönmeme teşvik oldu.

İliklerime işler misin?
Belki bir masal oluruz.

Bir Cevap Yazın