Eksikli

“Elimden tut yoksa düşeceğim
yoksa bir bir yıldızlar düşecek” demiş Attila İlhan.

Her gün sahilden birbirinin aynısı ama farklı yükleri olan gemileri karşılarım. Onlara deniz feneriymişim gibi el sallarım. Bu merhabalaşmalar bittiği zaman ellerimi nereye koyacağımı bilemez, kendimden de utanır halde onları sahibi çıkarana kadar ceplerimde saklarım. Eksikli hayatımın eksiksiz ritüelini bitirir bitirmez, gözlerimi hayal dünyama açarım.

Hayalperest gözlerim sahici bir titizlikle geçmiş üzüntüleri siler, bir daha ağlamamak için yeminler ederim. Kelimelerin kifayetsizliğinin kenarında oturur, geç kalmış bir yolcu gibi beklerim. Sancılarım kaygılara, kaygılarımın ağrılara dönüşmesinden hoşnutsuzum. Gelecekten haber almışçasına gözlerimi açmaya korkuyorum.

Bir pencere açalım mı?
Belki güneş doğar.

Bir Cevap Yazın